• DOLAR
    3,9650
    % 0,19
  • EURO
    4,6516
    % 0,07
  • ALTIN
    163,1451
    % 0,11
  • BIST
    105.268
    % 1,30
Okulun ilk günü çocuklar neden ağlar?

Okulun ilk günü çocuklar neden ağlar?

Psikolog Aynur Sayım, anaokulu ve ilkokula yeni başlayan çocuklarda en sık rastlanan sorunun Ayrılma Kaygısı Bozukluğu olduğunu söyledi.
 
Bu sorunun çocuğun bireyselleşme sürecinde mesele yaşamasından kaynaklandığını vurgulayan Aynur Sayım, “Bu durum, kaygılı, korumacı ebeveynlerin çocuklarında görülüyor. Özellikle 2-3 ıslak arası dönemde çocuğun kendi başına yaptığı denemeleri engelleyen, endişe ile yaklaşan ebeveynler, çocukta bu sürecin sağlıklı geçirilmesini engellemiş oluyorlar. Aileden ayrılan çocuk kendi başına bir şey yapamayacağı düşüncesine kapılıyor, çaresiz ve yalnız hissediyor, bu nedenle korkuyor, ağlıyor, bağırıyor. Bu tepkileri yardım çağrısı aslında” diye konuştu.
 
Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu (DEHB), öğrenme güçlükleri, depresyon, sosyal fobi gibi psikiyatrik sorunların da çocuğun okula uyumunu zorlaştırıldığını belirten Aynur Sayım, çocuğun bu süreci aile, mektep ve tedavi ekibi beraber çalışarak aşması gerektiğini söyledi.

Okul korkusu nasıl ayrım edilir?
Uzman Klinik Psikolog Aynur Sayım, mektep korkusunun üç farklı şekilde ayrım edilebileceğini belirterek şunları söyledi: “Anaokulu ve ilkokula yeni başlayan çocuklarda daha fazla ayrılma anksiyetesi şeklindedir. Çocuk, anne-baba ya da bakım veren kişiden ayrılmak istemez. Özellikle ailesi tarafından bağımlı yetiştirilen çocuklarda görülür. Aşırı koruyucu ebeveynler, çocuğun bireyselleşmesini engeller. Çocuğun sosyal ortamlarda kendine güveni azdır. Yalnız kalınca nasıl davranacağını bilemez, korkar. Okuldaki bir duruma gösterdiği tepki şeklinde olabilir: Öğretmenin tavrı, arkadaşlarının alay etmesi gibi.
 
Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu (DEHB), hususi öğrenme güçlüğü, zekâ engeli, davranım bozukluğu, depresyon ve sosyal fobi gibi psikiyatrik bozukluklarda, çocuk belli alanlarda yetersizlik yaşıyorsa, zor öğreniyorsa, kendine güveni azsa, ahenk sorunları yaşar. Aile içi iletişim sorunları, boşanma, kardeşin evde kalması, kardeş kıskançlığı, ailede ölüm, kaza ya da hastalık gibi nedenler de mektep reddine neden olabilir. Bu duruma, ailenin baskısı da eklenirse çocuk zorlanır; yargılanırsa anksiyetesi artar, panik içine girer ve mektep reddi, mektep fobisine dönüşebilir. Neden olarak öğretmenden korktuğunu, arkadaşlarıyla anlaşamadığını söyleyebilir.”

Sorunun geçmesini beklemeyin
Okul fobisi yaşayan çocuklarda, iştahsızlık, uyku düzensizliği, huzursuzluk, alınganlık, sinirlilik, utangaçlık, içe kapanım, mektep etkinliklerine ilgisizlik görülebileceğini anlatım eden Uzman Klinik Psikolog Aynur Sayım, “Okula gitmediği sürece, okula başlama güçleşir. Ailenin ‘Bir süre bekleyelim, geçer belki’ yaklaşımı yanlıştır. Mesele daha da büyür” uyarısında bulundu.
 
Okul olgunluğunu “çocuğun fiziksel, zihinsel, sosyal ve romantik gelişimi açısından belirli bir düzeye gelmesi, okulda kendisinden beklenilenleri başarılı bir şekilde yerine getirmeye amade olması” olarak tanımlayan Aynur Sayım, “Okula karşı geliştirilen ilk yıllardaki menfi algı kişinin bütün akademik yaşantısına tesir eder. Ebeveynler, çocuklarının bütün gelişim alanlarında yaşıtlarına enlem gelişim sergilediğinden emin olmalıdır. Mektep olgunluğu olan çocuğun zihinsel gelişimi adına; görsel ve işitsel algılama yeteneğinin iyi olması, algıladıklarını belleğinde tutabilmesi, mantıklı düşünebilmesi ve neden- netice ilişkisi kurabilmesi, yeterli kavram bilgisine de sahip olması gereklidir” dedi.
 
Çocuk hayata hazırlanmış olmalı

Okul olgunluğunun oluşmasında en aka payın aileye ait olduğunu anlatım eden Uzman Klinik Psikolog Aynur Sayım, “Aslında bu süreç çocuğun okula başlayana kadar olan süreciyle ilgili. Çocuğu hayata hazırlayan bir süreç. Kendine güvenmesi için çocuğa cesaret veren aile tutumları gerekli. Çocuk bu durumda zaten okula amade oluyor. Öz bakım becerilerinin desteklenmesi, kendi yemesi, giyinmesi, mesuliyet verilmesi sağlanmalı. Ailenin sosyalliği burada mühim bir konu. Diğer kişilerle sık görüşülmesi, çocuğun yaşıtlarıyla oynamasının sağlanması gerekiyor” dedi.

 

Sosyal Medyada Paylaşın:

BİRDE BUNLARA BAKIN

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?