• DOLAR
    3,9640
    % 0,17
  • EURO
    4,6595
    % 0,24
  • ALTIN
    163,6495
    % 0,34
  • BIST
    105.711
    % 0,42
Kuşatma delindi ABD panikledi

Kuşatma delindi ABD panikledi

Fay hatlarını derinleştiren olaylar zincirini masaya yatıran Yörünge Dergisi, Ajan krizinden, FETÖ ve PYD’ye uzanan, İdlib operasyonu sonrası yeniden gündeme getirilen kumpas ve kurgu dosyalarına, S-400 alımından, koruma krizine hatta Venezüella Devlet Başkanı Nicolas Maduro’nun ziyaretine kadar gerilimi yükselten bir fazla olayı inceledi. 

UMED Başkanı Aslan Değirmenci tarafından hazırlanan, Yörünge’de yayımlanan ABD tarafından meydana getirilen işte o stratejik krizler:

ABD ile yaşanan vize krizi gündeme getirilirken, perde arkasında yaşanan gelişmeler es geçiliyor. Krizi tek başına ABD İstanbul Başkonsolosluğu irtibat görevlisi FETÖ’cü Metin Topuz’un tutuklanmasına bağlamak gerçeğin görülmesini engelliyor. 

Evet, Metin Topuz alelade bir FETÖ’cü değil; güçlü suç delilleri ortaya çıkan profesyonel bir ajandır. Topuz’un 17-25 Aralık yargı-emniyet darbesi girişimi, MİT Tırlarına düzenlenen illegal operasyon, Halkbank’a düzenlenen kumpas operasyonu, 15 Temmuz başarısız işgal girişimi, FETÖ mensuplarının yurtdışına kaçışı, devletin saklı bilgilerinin servis edilmesine aracılık ettiği açık.  121 üst düzey FETÖ mensubu ile irtibatlı olduğu da kayıtlar arasında. Sadece irtibat değil, 120 kez yurtdışına onlarla beraber çıktığı da deşifre edildi. Buna karşın ABD, laf konusu tutuklamayı hukuki bulmadı; bütün delilleri görmezden geldi. Çünkü biliyor ki saklı inlere yeni girildi, hücreler deşifre edildi ve soruşturma kararlılıkla yürütülürse işin ucu kendisine kadar uzanacak. İşte bunun için ABD tersten propaganda yürütüyor; FETÖ’ye yönelik verilen mücadeleyi sulandırmaya çalışıyor, psikolojik manipülasyon olarak bilinen algı operasyonuyla kelimeleri silah olarak kullanıp, insanları kendi doğrularına zorluyor. Oysa doğru tek! FETÖ bir terör örgütüdür. Metin Topuz, FETÖ üyesidir, ABD ajanıdır. ABD, 12 Eylül’de olduğu gibi 15 Temmuz’da da darbecilerin yanındadır. Bu yaşanan krizin sadece bir yönüdür. 

ABD’nin elinden terör kartı alınıyor

Bir diğer nokta ise Türkiye’nin İdlib operasyonudur. ABD, ısrarla bir süredir terör örgütlerinin sığınağı olarak İdlib’i işaret ediyor. İdlib’teki terör örgütlerinden rahatsızlık duyduğunu anlatım ediyor. Ancak Türkiye kalıcı sulh için mesuliyet alıp İdlib’e doğru ilerleyince de karşı çıkıyor. Laf konusu terör örgütlerinin taşeron olduğunu, işverenin kendisinin olduğunu bu tavrıyla anlamamızı sağlıyor. Terör kartının Türkiye tarafından elinden alınmasını engellemeye çalışıyor, hukuku tamamıyla hiçe sayıyor. Şöyle ki; Türkiye, ÖSO ile beraber Astana sürecinde garantör ülkelerce mutabık kalınan angajman kuralları çerçevesinde devinim ediyor. Devinim kapsamında Türkiye, bütün terör örgütlerini bölgeden temizlemek, bölgede düzeni ve barışı yeniden tesis edip bir daha terör örgütlerinin bölgeye yerleşmesini engellemeyi hedefliyor. Ayrıca hayati öneme sahip olan, Suriye’nin bölünmesinin önüne geçmek için aka mesuliyet alıyor. Amerika Birleşik Devletleri ise bundan rahatsızlık duyuyor. Bu rahatsızlığını açıkça dile getirmek yerine; isnat etme, yaftalama, düzmece istatistik/veriler üzerinden cemiyet mühendisliği yapıyor. Operasyonun sonunda terör örgütü PKK/PYD’nin Akdeniz’e doğru bir terör koridoru oluşturmasını engellemek isteyen Türkiye’yi hedef alıyor. Çünkü sözü boşa çıktı. 

Türkiye’yi Güneyden Kuşatacaklardı!
PYD kontrolündeki Ayn el-Arab’ı 21 Mayıs 2016’da ziyaret eden ABD’li general Joseph Votel, Suriye PKK’sına Akdeniz’e açılma sözü vermişti. Joseph Votel’in verdiği laf üzerine Suriye’nin kuzeyinde Türkiye’yi güneyden kuşatacak koridora ABD bütün gücüyle desteğe başlamıştı. Plana göre koridor;  Dar İzze, Atme, Bab el-Hava, Sermede, Harem, Salkin, Derkuş, Zerzor, Hirbet el-Cüz, Ayn el-Beyda, Burç el-Kasap, Kast el-Maaf ve el-Basit’ten geçecekti. Ama artık geçemeyecek. ABD’nin sözü de, PKK/PYD’nin kanlı işgali planı da İdlib operasyonuyla boşa çıkacak, emperyalizmin stratejik abluka taktiği böylelikle yerle bir olacaktı. Emperyal strateji boşa çıkınca kriz derinleşecekti. Öyle de oldu. Türkiye’nin darbeci FETÖ ile mücadele girişimlerini akamete uğratmak isteyen Washington, Akdeniz’e doğru bir terör koridorunun açılmasını da istiyordu.  Koridorun ardından ise terör örgütü PKK/PYD aracılığıyla Suriye’yi bölmeyi hedefliyordu. ABD’nin bunu anlatım etmesine gerek yoktu. ABD’nin terör örgütü PKK/PYD-YPG’ye 3 bin tır silah yardımı yaparak, verdiği desteği gizlemeyerek görmemize muavin oldu. Uyarıldı. Dinlemedi.  Ve vazgeçmedi.  PKK/PYD-YPG’yi bölgede yargıç kılma çalışmalarından vazgeçmeyerek Türkiye’yi karşısına aldı; terör örgütlerini silahlandırmaya devam ederek sınırlarını zorladı. 
ABD Tarafından PKK/PYD’ye Verilen ABD Menşeli Silahlar
*M-16 Piyade Tüfeği.
*BFG 50A Keskin Nişancı Tüfeği.
*Stinger Karadan Havaya Füze Silah.
*BGM-71 TOW Anti-Tank Füzesi.
*M-72 LAW Anti-Tank Silahı.
*FGM-148 Javelin Anti Tank Füzesi.
*PV-7 tipi gece görüş dürbünü.
*Kızılötesi lazer aydınlatıcı dürbünü.
*IAG Guardian Zırhlı Personel Taşıyıcı.
*Hummer Zırhlı Personel Taşıyıcı.
Bunların yanı dizi ABD, CIA tarafından çatışma bölgelerinden toplanmış Sovyet silahları ile NATO ülkeleri tarafından üretilen silahları da PKK/PYD’ye vermekten art durmadı. Türkiye’nin buna sessiz kalmasını bekledi. Türkiye’den ses ötesi fiili hamle gelince de gerilimi yükseltecek hamleler denemeye başladı.

FETÖ’nün Ana Karargahı ABD
Devam edelim. Yukarı da ABD İstanbul Başkonsolosluğu irtibat görevlisi FETÖ’cü Metin Topuz’un tutuklanmasına değindik. Ancak vaka bu kadar kolay değil. İlişki sadece Topuz ile açıklanamaz. Çünkü ABD, FETÖ’nün ana karargahıdır. 1999 yılından itibaren FETÖ Elebaşısı Gülen’i besliyor, terör örgütünün yüzlerce okul, vakıf ve kuruluşuna ev sahipliği yapıyor. Örgüte finansal destek, insan kaynağı sağlıyor; FETÖ’nün dünya çapında etkinlik göstermesine aracılık ediyor. Lobi faaliyetleri de ortada. ABD başkanlarını kapsayan bir lobi ağı, kesilen çekler, seçimlere yapılan bağışlar iddiamızı güçlendiriyor. 

1981’de yürürlüğe giren Türkiye-ABD arasında imzalanan “suçluların iadesi” anlaşmasını da Washington ihlal ediyor.  FETÖ üyelerinin iadesine yönelik Türkiye’nin taleplerine yanıt vermiyor, 85 koli delili tozlu raflarda tutarak teröristleri barındırmaya devam ediyor. 

Kurgu ve Kumpas dosyalarıyla pazarlık arayışı

17 / 25Aralık yargı-emniyet vuruş girişimine ABD’nin verdiği örtülü ve aleni desteği de unutmamamız gerekiyor. Önce medyasını hareketlendirdi. Doğruluktan ırak bilgi akışı sağlandı, gerçek gizlenirken, ıra suikastlarına sürat verildi. Kumpası organize edenler hazırlık sürecinde ABD’de bir araya geldi, görüşmeleri ortaya çıktı, telefon görüşmeleri ise Türkiye istihbaratına takıldı. Yetmedi, ABD Hazine Bakanlığı Müsteşarı David Cohen, 17 Aralık’tan 3 gün sonra Halkbank ile ilgili bir dosyayı da ABD Kongresine sundu. Senarist böylece kendini ele verirken, kumpas soruşturmaları yeniden illegal yöntemlerle ABD’de sahnelenmeye başlandı. Rıza Sarraf, Miami’de, Halkbank Genel Müdür Yardımcısı Mehmet Hakan Atilla New York’ta tutuklandı. Eski Ekonomi Bakanı Zafer Çağlayan hakkında da tutuklama kararı verildi. Skandal kararlar, FETÖ üyelerinin hazırladığı kurgu ve kumpas dosyalarına dayandırıldı. ABD  tutuklamalar üzerinden Türkiye’yi hem PYD hem de FETÖ ile masaya oturtmayı planladı. Ancak bir kez daha yanıldı. Türkiye art adım atmadı, baskılara karşı dik bir duruş gösterdi. Altını çizerek belirtelim; laf konusu dosyalarda yer saha birçok kanıt illegal telefon dinlemeleri, montajlanmış veya içeriği ile oynanmış dosyalardan oluşuyor. 

Rusya ile Türkiye arasında S-400 alımı başta olmak üzere, askeri ve ticari ilişkilerin sağlanması, eş bir şekilde ABD’yi panikletti. Taşeron örgütlerini kurtaramadığı, terör koridorunu oluşturmadığı gibi Türkiye’nin tam anlamıyla müstakil bir memleket olma yolunda attığı adımları da engelleyemeyince ilişkilerin seyrini çıkmaza soktu. Türkiye, kendi milli egemenliğine dayanan müstakil bir devlet olarak yakın dönemde attığı adımlara İran’ı da ekleyip stratejik açılımlar yapınca, Afrika ve Latin Amerika ülkeleriyle ortaklıkları genişletince ABD rahatsızlığını gizleyemedi. 

Korumalar üzerinden Pis Mesaj

Gelelim koruma krizine.. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ ın ABD’de Türkiye Büyükelçiliği’ne ziyareti esnasında terör örgütü PKK ve FETÖ yandaşları tarafından gerçekleştirilen provokasyon girişimlerine hepimiz şahitlik ettik. Sessiz mi kalmalıydık?

Cumhurbaşkanlığı korumaları terör örgütü PKK ve FETÖ yandaşlarına müdahale etmese miydi? ABD güvenliği sağlasaydı, Cumhurbaşkanı Erdoğan’a karşı tehdit oluşmasaydı, korumalarda rutin görevlerinde kalsaydı. Ancak öyle olmadı. Zorunlu bir müdahale oldu, ABD tekrar haddini aşarak Cumhurbaşkanı korumaları hakkında tutuklama kararı çıkarttı. Tutuklama kararı çıkartılan korumalardan bazıları vaka yerinde değildi, bir çoğu ise heyette yoktu. O vakit vaziyet net! Vaka yerinde bulunmayan, hatta hiç ABD’ye gitmemiş olan isimlerin dahi suçlandığı haksız ve yanlı iddianame yok hükmündedir, tamamen siyasidir. Ortadoğu planlarını suya düşüren Cumhurbaşkanı Erdoğan’a korumaları üzerinden verilen pis bir mesajdır.  

Maduro Ziyareti Unutulmamalı

ABD, koruma skandalı üzerinden Türkiye’yi art adım attırmayı denese de başarılı olamamıştır. Bütün bu gelişmelere eklememiz gereken Venezüella Devlet Başkanı Nicolas Maduro’nun Ankara ziyaretidir. Ziyaret, Türkiye-Venezüella ilişkilerinde yeni bir ivme yaratırken, ABD’nin gelişmelerden hoşnut olmadığı bilinmektedir. Yani ABD-Türkiye arasında yaşanan gerilimde ABD’nin vize krizini yaratmasının nedenlerinden biri de Maduro’nun Türkiye ile sıkı temaslarıdır. 

ABD’nin Asıl Derdi Nedir?

Sonuç olarak; hem bölgesinde hem de küresel düzlemde netice değiştirme kapasitesine sahip olan Türkiye, kadim medeniyetin değerlerine dayanan uyanışın adıdır. Türkiye, emperyalist planları bozacak, kapitalist sömürü düzenini yıkacak küresel hak anlayışının ayağa kalkışı olacaktır. ABD bundan rahatsızdır. ABD meydana getirdiği stratejik krizlerle, küresel şebekenin ve pis hayallerinin ölümü, zülüm ve sömürü kulelerinin yıkılışını ertelemeye çalışmaktadır.  

ASLAN DEĞİRMENCİ

Sosyal Medyada Paylaşın:

BİRDE BUNLARA BAKIN

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?