• DOLAR
    3,9230
    % -0,87
  • EURO
    4,6391
    % -0,20
  • ALTIN
    163,2335
    % 1,12
  • BIST
    105.964
    % 0,66
Vekalet savaşı yaşanıyor

Vekalet savaşı yaşanıyor

Lübnan Başbakanı Hariri’nin istifasının Suudi Arabistan’ın baskısı sonucu gerçekleştiğini düşünenlerin aksine, Lübnan’ın geleceği ve istikrarı için Hariri’nin doğru bir karar aldığını düşünenler de var.

İstifaya giden süreçle alakalı farklı düşüncülerine karşın uzmanların ortak olduğu tek nokta ise başta Lübnan olmak üzere bölge için bundan sonra ekonomik, askeri, emniyet ve siyasi açıdan sıkıntılı bir sürecin başlamış olması.

“Ortadoğu’da Suriye, Yemen ve Lübnan üzerinden İran ve Suudi Arabistan arasında bir vekalet savaşı yaşanmakta”

Hariri’nin istifasını analiz etmek için bölgede son yıllarda yaşanan gelişmeleri incelemek gerektiğini vurgulayan, Körfez bölgesi ve TRT World Araştırma Merkezi Uzmanı Dr. Cemal Abdullah, “Ortadoğu’da İran ve Suudi Arabistan arasında, Suriye, Yemen ve Lübnan üzerinden bir vekalet savaşı yaşanmakta. İran ve Suudi Arabistan’ın bölgedeki bu rekabeti, Hariri’nin istifasına giden süreçte mühim bir etken.” dedi.

Suudi Arabistan Kralı Selman bin Abdulaziz ve beraberindeki yeni jenerasyonun, 2015’te göreve başlamasının ardından Riyad’ın bölgede aktif ve mühim bir aktör haline dönüştüğünün altını çizen Abdullah, Hariri’nin istifa kararını Riyad’da açıklamasının, Suudi Arabistan’ın bölgedeki aktif rolünün bir göstergesi olduğunu söyledi.

Dr. Abdullah, ABD Başkanı Donald Trump’ın İran’a karşı Washington, Riyad ve Tel Aviv merkezli bir koalisyon oluşturduğunu ve bölge ülkeleri için her geçen gün daha aka bir tehdide dönüşen bu vekalet savaşının yakın gelecekte İran ve Suudi Arabistan arasında sıcak bir savaşa dönüşebileceğini belirtti.

“İran, ülkelerin egemenliğine saygı duymuyor ve Sünni-Şii çatışmasını kullanarak etkinliğini artırmaya çalışıyor”

Hariri’nin istifasını Lübnan’ın iç siyasetinin değil de bölgesel gelişmelerin bir sonucu olarak değerlendiren ABD Georgetown Üniversitesi’nden siyasi analist ve araştırmacı Makram Rabah, istifanın amacının, Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri tarafından hazırlanan umumi plan dahilinde İran’ın bölgedeki etkisini azaltmak olduğunu anlatım etti.

Özellikle İran ve Hizbullah ilişkilerinin Hariri’nin istifasında mühim etken olduğuna değinen Rabah, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Hizbullah’ın faaliyetlerini ve artan etkisini engelleyemeyen Hariri, Lübnan siyasetindeki Hizbullah cephesine karşı mücadelede başarılı olamadı. Hizbullah konusunda Cumhurbaşkanı (Mişel) Avn ve Dışişleri Bakanı Cibran Basil, Hariri’nin karşısında yer aldı. Bu sürece daha fazla dayanamayan Hariri ise çareyi istifa etmekte buldu. İran, ülkelerin egemenliğine saygı duymuyor ve Sünni-Şii çatışmasını kullanarak etkinliğini artırmaya çalışıyor. İran’ın bu projesinde kullandığı örgütlerden birisi olan Hizbullah, Lübnan siyasetinde daha fazla tartışılan sorunlu bir aktör konumuna gelecek.”

Lübnan’da bundan sonraki dönemde ağırbaşlı bir idare problemi olacağına dikkati çeken Rabah, ancak bu durumun Lübnan’da fazla aka bir krize dönüşmeyeceğini zaten Hariri’nin başbakanlığı döneminde de işlevsel bir yönetimin sağlanamadığını aktardı.

Rabah, geçmiş yıllarda daha aka siyasi krizler ile karşılaşan Lübnan’ın şu an yaşanan krizden de sancılı bir süreçle olsa da çıkacağını vurguladı.

“İstifa kararı, Lübnan’da ekonomi, politika ve güvenlikle ilgili sorunların arttığı bir dönemi başlatacak”

Lübnanlı gazeteci ve politika uzmanı Kasım Kassir ise, Hariri’nin istifasının birdenbire verilmiş bir karar olduğunu ve bu kararın baskı altında alındığını öne sürdü.

Kassir, “Hariri’nin istifa ederken rahat olmadığı, konuşmasından ve hareketlerinden belli oluyordu. Bu istifa kararının arkasındaki memleket olan Suudi Arabistan’ın, bölgede ve Lübnan’da gerilimi tırmandırmak istediğini düşünüyorum. Suudiler, Suriye’deki durumu İran ve Rusya’nın aleyhine çevirmek için çabalıyorlar ve bu oluşturdukları gerilimden faydalanmak istiyorlar. İstifa kararı, Lübnan’da ekonomi, politika ve güvenlikle ilgili sorunların arttığı bir dönemi başlatacak.” ifadelerini kullandı.

Hariri hükümetinden sonra Lübnan’da yeni bir hükümetin kurulmasının zor olacağını hatırlatan Kassir, siyasi partilerin sergileyecekleri tutumları şimdiden tahmin etmenin olası olmadığı değerlendirmesinde bulundu.

 “İstifa eden Hariri, Arap ülkelerine karşı operasyonlarını devam ettirmek için Lübnan’ı kullanmaya çalışan İran’ın planlarını bozdu”

Lübnan’daki Değişim Hareketi Lideri Elie Mahfuz, Hariri’nin istifasının ardından Lübnan’ı zor günler beklediğini ve ülkede farklı gelişmelere tanık olunabileceğini vurgulayarak, “Herkesin destek vereceği ve yeni hükümeti kuracak olan Sünni siyasi lideri belirlemek sancılı olacak. Böyle sıkıntılı bir dönemde Lübnan’a başbakan olmayı kimin göze alabileceği merakla bekleniyor.” dedi.

Mahfuz, Hariri’nin istifa kararı almasında, Hizbullah’ın memleket içinde ve bilhassa bölgede sürdürdüğü faaliyetlerin mühim bir etkisi olduğunun altını çizerek şunları söyledi:

“Hariri, Hizbullah’ın memleket içindeki ve dışındaki faaliyetleri nedeniyle kendisini aka sorunların arasında buldu ve istifadan diğer bir çözüm olmayacağını düşündüğü bir sürece girdi. İstifa eden Hariri, Arap ülkelerine karşı operasyonlarını devam ettirmek için Lübnan’ı kullanmaya çalışan İran’ın planlarını bozdu. Alışılmışın dışında ve dramatik sonuçlar doğuracak yeni bir sürecin içine giriliyor. Lübnanla ilgili konularda alınan kararlarda Hizbullah’ın baskın gücü giderek azalacak. Hariri’nin yakın zamanda Lübnan’a döneceğini düşünmüyorum. Hariri, Lübnan’ın elini rahatlatmak için birçok ülkeyi kapsayan bir tura ve görüşmelere başlayacaktır.”

Sosyal Medyada Paylaşın:

BİRDE BUNLARA BAKIN

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?